HASETLİK VE ÇEKEMEMEZLİK ÜZERİNE.

 

"Demedim mi yolunu vururlar senin,

demedim mi soğuturlar seni.

Söyle bunları sana hep demedim mi?"

Mevlana

 

1985 yılından bu yana üniversitede görev yapıyorum...

Zaman ilerliyor...  Yıl 2017...

Halen üniversitedeki görevim devam ediyor...

Mesleğimde her zaman yüksek bir çalışma ahlakına bağlı oldum...

Öğrencilerime, bilime, ünvanıma layık olmaya çalıştım...

Sorumluluk ahlakı ile hareket ettim..

Genç meslektaşlarıma örnek olmaya çalıştım...

Çok çalıştım...

Daima kendimi geliştirmeye ve yenilemeye gayret ettim...

 

***

 

"Meyve veren ağaç taşlanır" derler ya!

Öylesine taşlandım!...

Çalışma isteğimi yok edecek, köreltecek  sayısız engellemelerle karşılaştım...

Sayısız ayak oyunları...

Entrikalar...

Alavereler.. Dalavereler...

Taraf tutmalar...  Ahlaksızların koalisyonu.... Log-rolling...

Kıskançlıklar...

Çekememezlikler...

Hasetlikler...

Hepsini yaşadım..

Hepsine tanık oldum...

Psikolojik yılgınlıklara maruz kaldım!

Mobbing, bullying!  

Gördüm, yaşadım, tanık oldum...

 

Yolumu da vurdular!

Mesleğimden de soğuttular!

Ben bunların hepsini yaşadım!...

 

Yaşadım!... ve yazdım!...

 

resmi tıklayınız ve kitabın tamamını okuyunuz...

 

 

Üstelik 33 yaşında profesör olmuş  bir kişi olarak bunları yaşadım!..

Üstelik güçlü bir kişilik özelliğine sahip bir insan olarak bunları yaşadım!...

Mücadeleci ve cesur bir karaktere sahip bir insan olmama rağmen bunları yaşadım!...

Gerisini siz düşünün artık!...

 

Ne gerek var bunları yazmaya!

Değersiz bazı insanara dedikodu malzemesi vermeye! Ne gerek var!...

 

Ben yaşadıklarımı ve yaşananları hAYAT ve hAKİKAT bilinsin diye yazıyorum...

 

Peki kim bunlar! Kim bu ahlaksızlar!

 

 "Hicivlerinde, kimi hedef aldığını niçin açıkça yazmıyorsun?" diye sormuşlar Şair Eşref'e..

O da şöyle cevap vermiş:

"Yazdıklarım bütün değeri düşük insanlara uygulansın,

numarasız gözlük gibi kullanılsın diye isim belirtmiyorum."

 

***

 

Her kim bu sayfayı ziyaret ederse bilsin ki, insanlar ikiye ayrılır: değeri yüksek insanlar ve değeri düşük insanlar... Değeri yüksek insanlar, çalışırlar, üretirler, kendilerine, çevrelerine, ülkelerine ve tüm insanlığa katkılarda bulunurlar. Değeri yüksek insanlar; bilgi, liyakat, erdem, etik, kalite, adalet gibi "en yüksek iyi" leri ararlar, bu değerleri benimserler, bu değerlerin yaygınlaşması ve kurumsallaşması için çaba sarf ederler.

 

Değeri düşük insanlar ise kem gözlü insanlardır... Tembellik, aylaklık, rehavet ve atalet içinde olmakla kalmazlar... Çekememezlik gibi adi bir hastalık içinde kıvranıp dururlar... Çalışan ve üreten insanları engellemeye, yıkmaya çalışırlar...

 

Eski bir Roma atasözünün dediği gibi:

 

 "invidia festos dies non agit."

 

Yani ; "çekememezlik durmak eğlenmek bilmez."

 

Ünlü filozoflardan Francis Bacon da çekememezliği "aylak bir tutku" olarak yorumlar... Aylak bir insanın durmaksızın başkalarını engellemek , yolunu kesmek için kötü düşüncelerle meşgul olması ne tezat değil mi!...

 

 Yine  Bacon'un dediği gibi: "çekememezlik, güneş ışınlarını andırır; sırtlara, dik yamaçlara, düzlüklerden daha sert vurur." 

 

Yaşadığımız dünyada da böyle değil midir?

Çalışan ve üreten insanların  önüne setler çekildiğini görmez miyiz, bilmez miyiz!...

 

Bir yazarın dediği gibi...

 

"Yengeç sepetine kapak gerekmez; yengeçlerden biri yukarı doğru tırmanmaya başlarsa, ikinci bir yengeç onun arkasından tırmanır ve onu aşağı doğru çeker. Bazı insanlar da yengeçler gibidir." (C.Allen)

 

Ya da Mevlana'nın Mesnevi'nde ifade ettiği gibi...

 

"Alem nimetlerle dolu bir bağ olsa, yılanlar fare avından geri durmayacaktır."

 

 

Bu sayfadaki tüm sözler, değeri düşük kem gözlü insanlar ve çekememezlik gibi aylak bir tutku peşinde koşan herkes için!...

 

Numarasız gözlük gibi kullanılsın diye ben de isim belirtmiyorum...

Şair Eşref'in dediği gibi...

 

 Hem birilerine, hem de herkese...

 

Aynaya baksınlar ve kendilerini görsünler!...

 

 

"Bilemezsin
Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı.
Hiçbir şey içime sinmedi.
Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var.
Ya da okyanusa su.
Düşündüğüm her şey
Doğu’ya baharat götürmek gibiydi.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yoK
Çünkü Sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden Sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla!…"

Mevlana

 

 

 

"...yükselenleri çekemezler; böyle bir durumda kendileriyle yükselen kişiler arasındaki uzaklık değiştiği için, sanki göz yanılmasına düşer, başkaları yükselirken kendileri alçalıyor sanırlar."

"Çekememezlik en bayağı, en aşağılık duygudur, geceleyin buğday tarlasına ayrıkotu saçan Şeytan kişiye en çok yaraşan niteliktir. Çekememezlik her zaman, buğday benzeri bütün iyi şeylerin zararına, karanlıkta sinsi işler çevirir."

Francis Bacon

 

 

 

"Çekememezlik çok parlayanları söndürüveren bir kovma cezasıdır, dolayısıyla da büyükleri ileri gitmekten alıkoyan bir dizgindir."

Francis Bacon

 

 

"Yüreklerinizdeki nefret ve kıskançlığı bilirim. Nefreti ve kıskançlığı tanımayacak kadar büyük değilsiniz; bunlardan utanmayacak kadar büyük olun hiç olmazsa."

 

"İncinmiş büyüklenme ve saklanmış kıskançlık. Bunlar bir yalım ve kin çığı gibi kopar onlardan. Ama şunu salık veririm size dostlarım. Cezalandırma eğilimi güçlü olanların hiç birine güvenmeyin. Doğruluklarından çok söz edenlere güvenmeyin."

 

"Ama zehirli örümcekler, başka türlü olsun isterler –“Dünyanın öcümüzün fırtınalarıyla dolması, doğruluğun ta kendisidir”- böyle konuşurlar birbirleriyle. –'Bize benzemeyene öç ve aşağılama kullanacağız!- böyle sözleşir örümcek yürekleri."

Friedrich W. Nietzsche