ÇEVRE, DOĞA ve DOĞAL GÜZELLİKLER ÜZERİNE...

 

 

“Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün

Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün

Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:

Susun, susarak doğayı görün.”

Mevlana

 

İnsanların geleceği, sahip oldukları doğal kaynakları rasyonel bir şekilde kullanmalarına, doğayı ve çevreyi korumalarına bağlıdır.

 

Gelecek için  global hedeflerden birisi, sürdürülebilir yaşam ve sürdürülebilir kalkınma için doğanın ve çevrenin korunmasıdır.

 

Bu hedefe yönelik olarak hem hukuk, hem de ahlak açısından alınması gereken tedbirler bulunmaktadır.

 

Doğanın ve çevrenin korunması herkesin görev ve sorumluluğudur. Tüm bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının, ulusal devletlerin ve uluslararası kuruluşların çevrenin korunması konusunda çaba içerisinde olması gerekir.

 

“Ben ki İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmed, bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kain ma’lümu’l-hudud olan 136 bab dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakf-ı sahih eylerim. Şöyle ki:

Bu gayr-i menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.

Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Bu sokaklara tükürenlerin tükrükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmişer akçe alsınlar; Maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah ehl-i erbaba verile. Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda Balkanlara çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.”

Fatih Sultan Mehmet

 

 

Çevreyi Koruma Sorumluluğu

 

Bugün dünyamızın ve insanoğlunun yüz yüze bulunduğu sorunların başında doğanın ve çevrenin kirlenmesi gelmektedir. Doğanın ve çevrenin korunması konusunda son yıllarda bilinçlenme düzeyinin arttığı, sorunların ve çözüm önerilerinin yerel ve global ölçekte tartışıldığı görülmektedir. Sanayileşme ile birlikte çevre sorunlarının da artmaya başlaması son yıllarda tüm toplum kesimlerini “sürdürülebilir kalkınma” nın yollarını aramaya sevk etmiştir. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye düşürmeden bugünkü neslin ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ekonomik büyüme ve kalkınma gerçekleştirilirken doğanın ve çevrenin korunmasına azami çaba gösterilmesi gerekir. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan hava kirliliği, su kirliliği, gürültü kirliliği vs. sorunların mutlaka ciddiye alınması ve çözümler bulunması gerekmektedir.

Tüm dünya ülkelerine bakıldığında tespit edilen başlıca çevre sorunları şunlardır:

·         Endüstriyel ülkeler karbondioksit yaparak çevreyi önemli ölçüde kirletmektedirler.

·         Çevre kirliliği, bilinçsizce ve plansızca avlanma vs. nedenler dolayısıyla biyolojik türlerin giderek azaldığı görülmektedir.

·         Dünyada her yıl ormanların azaldığı gözlemlenmektedir.

·         Endüstriyel atıklar sonucu denizler, nehirler kirlenmektedir.

·         Özellikle büyük şehirlerde motorlu taşıtlardan çıkan zehirli gazlar çevreyi ve insan sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır.

·         Bazı ülkelerde ısınma amacıyla kullanılan kömür vs. yakıtlar hava kirliliği sorununu ortaya çıkarmaktadır.

·         Plansız şehirleşme, yapılaşma ve göç gibi sorunlar dolayısıyla çevre kirliliği her geçen gün daha da artmaktadır.

·         Sahil yerlerinin plansız – programsız yapılaşmaya açılması ve kaçak yapılara göz yumulması doğanın katledilmesi anlamına gelmektedir.

·         Topraklarını “milli koruma” altına alan ülke sayısının çok fazla olmaması da doğa ve çevrenin tahrip edilmesine neden olmaktadır. Öte yandan, topraklarının bir kısmını “milli koruma” alanı içine almış olan ülkelerde ise bakımsızlık ve ilgisizlik, bu alanlardan arzu edilen şekilde yararlanılmasını engellemektedir.

·         Sanayileşme ile enerji kullanımı doğru orantılıdır. Enerji tüketiminin artması da ister istemez doğa ve çevre sorunlarını gündeme getirmektedir.

·         Sanayileşme ve şehirleşme sonucunda sera gazlarının artması neticesinde atmosfer ısınmakta, bu da iklimlerde önemli değişikliklere neden olmaktadır. Aşırı sıcaklık, aşırı soğuk, buzulların erimesi, seller vs. gelişmeler, iklimbilimcilere göre sera gazlarının artması neticesinde ortaya çıkmaktadır.

·                     Yeryüzündeki aşırı ultraviole ışınlar dolayısıyla ozon tabakasının her geçen gün giderek inceldiği görüşü bilim adamlarınca öne sürülmektedir. Sanayileşme ile birlikte kullanılan çeşitli gazlar ozon tabakası üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkarmaktadır.

Özetle, dünyada özellikle sanayileşme, şehirleşme vs. nedenler dolayısıyla her geçen gün çevre sorunları artmaktadır. Tüm bu sorunlar insanları vazgeçemeyecekleri ekonomik kalkınma ve çevrenin nasıl bir arada ve uyum içerisinde sürdürüleceği konusunda daha fazla düşünmeye zorlamaktadır.

 

 

 “Çevreye yönelik en büyük tehdit, bir kağıt fabrikasının atıklarından, bir belediye kanalizasyonunu okyanusa boşaltmasından ya da yerel çiftliklerde kullanılan tarım ilaçlarıyla gübrelerin, sızıntı ve akıntılarının denize ulaşmasından kaynaklanan yerel kirlilik değildir. Esas tehlike, insanoğlunun yaşamına, atmosfere, dünyanın bir bakıma akciğeri sayılan tropik ormanlara, dünya okyanuslarına, hava ve su rezervlerimize yönelik olan tehlikedir. Bu da tüm insanlığın bağımlı olduğu çevre demektir.”

Peter Drucker

 

Çevre Ahlakı  Ya Da  Ekolojik Ahlak

 

Çevre ahlakı, insanların havaya, suya, toprağa ve üzerinde yaşayan tüm canlı varlıklara zarar vermeyecek ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanımını sağlayacak davranış ve eylemlerde bulunmaları gerektiğini savunur. Çevre ahlakı, ekosistemin, halen yaşayan ve gelecekte yaşayacak olan insanların ve diğer canlıların korunması üzerinde durmaktadır. Bu nedenle, çevre ahlakını aynı zamanda “ekolojik ahlak” olarak da adlandırabiliriz.

 

 “Bütün buffalolar öldürüldükten, yaban atları ehlileştirildikten, ormanların  en gizli köşeleri binlerce insanın ağır kokusuyla dolduktan, sevimli tepelerin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra...Bir bakacaksınız ki...

Gökteki kartallar yok olmuş

Hızla koşan taya ve ava elveda demişsiniz

Bu ne demektir biliyor musunuz?

Bu yaşamın sonu ve sırf daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır.”

Duwarmish Kızılderilileri Reisi

 

Çevre Ahlakının Tesis Edilmesine Yönelik Öneriler

 

·       Organizasyonda çevre ahlakı konusunda yazılı ahlak kuralları ve kodları oluşturulmalıdır,

·       Organizasyonda çevre ahlakı konusunda “ahlak standartları” belirlenmeli ve bu standartlara uygun hareket edilmelidir,

·       Lider ve üst yönetimin organizasyonda çevre ahlakının tesis edilmesi konusunda kararlı ve inançlı olması gereklidir,

·       Organizasyonda üst yönetim tarafından çevre ahlakı konusundaki çalışmaları izlemek üzere bir “Ahlak Kurulu” oluşturulmalıdır,

·       Organizasyonda “ahlak kültürü”nün uzun dönemli olarak kurumsallaşması gereklidir,

·       Organizasyonda  çevre ahlakına yönelik davranış ve eylemler takdir görmeli ve ödüllendirilmeli; buna karşın çevre ahlakına uygun olmayan davranışlar kınanmalı, gerekirse cezalandırılmalıdır,

·       Organizasyonda ahlak konusuna önem verildiği açık olarak hissedilmelidir. (Örneğin, organizasyonda çevre ahlakına yönelik afiş ve sloganlar asılmalıdır.),

·       Çevre ahlakı konusunda çalışanlara sürekli eğitim sağlanılmalıdır,

·       Organizasyon, üretimde bulunurken “çevre dostu teknolojiler” kullanmaya özen göstermeli ve doğada kendiliğinden yok olacak malzemeler kullanmaya özen göstermelidir,

·       Havaya, suya, toprağa ve üzerinde yaşayan insanlara ve diğer canlılara zarar verecek maddelerin  biyosfere atılmasını azaltacak önlemler alınmalıdır. Atıkların azaltılmasında geri dönüşüm (recycling) yoluyla eski maddelerin tekrar kullanımı sağlanmalıdır.

·       Yenilenemez nitelikteki doğal kaynakların çok dikkatli bir şekilde kullanımı için önlemler alınmalıdır. Su, toprak ve orman gibi yenilenebilir doğal kaynakların ise uzun süre kullanımı için dikkatli planlama yapılmalıdır.

·       Çalışanlara  ve içinde faaliyet gösterilen topluma yönelik olarak çevre konusunda  ciddi önlemler alınmalıdır.  İşletme faaliyetlerinden olumsuz etkilenmemesi için açık alanların ve biyolojik çeşitliliğin devamı için çaba gösterilmelidir. İşletmede çalışanlara ve çevreye zarar vermemesi için  güvenli teknolojilerin kullanımına özen gösterilmeli ve riskleri azaltıcı önlemler alınmalıdır.