KAHROLSUN DEMOKRASİ, YAŞASIN DEMARŞİ!...

 

Bu kadar yücelttiğiniz, kutsadığınız, yüksek bir gaye ve muassır medeniyetin bir  "sine qua non" (olmazsa olmaz ) şartı olarak sunduğunuz demokrasi!...

 

Demokrasi iyi bir siyasal rejim midir?

Demokrasinin teoride iyi,  ama pratikte insan elinde kötü olabilecek bir sistemdir?  Öyle midir?

Yoksa!...

Demokrasi teorisinde ve demokrasi felsefesindeki eksiklikler var mıdır?

 

****

 

Hayat ve hakikat konusunda kaleme aldığım bu yazılarım içinde hakikati açıklığı ile en baştan söylemek isterim:

Demokrasi asla ideal bir siyasal sistem değildir...

Demokrasi mükemmel bir siyasal yönetim biçimi değildir...

Demokrasinin bir yönetim biçimi olarak uygulanmasında pek çok eksiklikler, yetersizlikler ve başarısızlıklar vardır...

 

Demokrasi teorisine ve sözümona en gelişmiş ve medeni diye ifade edilen ülkelerdeki demokrasi uygulamalarına dair her zaman itirazlarım oldu... Ne teorinin ne de pratiğin demokrasi kavramının ifade ettiği öze ve ruha uygun olmadığını düşündüm daima...

Demokrasi sanıldığı ve çok fazlaca yüceltildiği gibi mükemmel bir siyasal rejim değildir. Demokrasi kavramı maalesef günlük dilde ve aynı zamanda bilimsel literatürde çok doğru biçimde kullanılmamaktadır. Demokrasi, kavram olarak her zaman anlam erozyonlarına ve yorum enflasyonlarına maruz kalmıştır.

 

 “Demokrasi” ve “demokratik devlet” kavramlarının kullanımı konusunda büyük bir eksiklik vardır. Bu kelimeler açıkça tanımlanmadıkça ve anlamları üzerinde uzlaşılmadıkça insanlar bu anlam karmaşası üzerinde yaşamaya devam edeceklerdir ve bu tartışmalar demogoji yapanların ve despotların işine yarayacaktır.”

Alexis de Tocqueville

 

 “İçinde yaşadığımız yüzyılda ‘demokrasi’ duygusal bir kavram olarak kullanılmaktadır. Yapısı, amacı ve işleyişi tamamen farklı olan politik rejimlere demokrasi kelimesi yakıştırılmaktadır. Bugün için demokrasi kavramı tamamen boş bir anlam ihtiva etmektedir."

James M. Buchanan

 

Demokrasi benim gözümde bugün için hem teorik hem de pratik anlamda fazlasıyla iflas etmiş bir siyasal rejimin adıdır...

 

 “Kelimenin tam anlamıyla gerçek bir demokrasi hiç bir zaman var olmadı ve var olmayacaktır.”

Jean Jacques Rousseau

 

 

2000 li yılların başlarından itibaren demokrasiye yönelik eleştiri yazılarımı kaleme aldım...

2005 yılında ise Demokrasi, Poliarşi ve Demarşi isimli bir kitabım yayınlandı...

kitabın içeriğine ulaşmak için kapağı tıklayınız.

Gerçek demokrasi, yani halkın kendi kendini yönetmesi anlamında bir DEMOSCRATOS gerçekleştirilmesi imkansız bir siyasal rejimdir  ve öyle kalacaktır. Halkın siyasal yönetime doğrudan katılması hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleştiremeyecek bir idealdir ve bu nedenle “demoscratos” bir ideal siyasal yönetim tasarımından başka bir şey değildir.

Gerçekte demokrasi bir ütopyadır. 

Tarih boyunca  “halkın kendi kendini  yönetimi” anlamında bir yönetim var olmamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin akıl almaz bir biçimde geliştiği günümüzde dahi “tele-demokrasi” her ne kadar siyasal katılımı kolaylaştıracak imkanlar sağlasa da, halkın doğrudan kendi kendini yönetecek bir siyasal rejime kavuşmasını sağlayamamıştır ve muhtemelen gelecekte de bu yönde bir başarının gerçekleştirilmesi güç ve hatta imkansız görünmektedir. Özetle, “demokrasinin imkansızlığı” denilen bir olgunun kabul edilmesi gerekir.

Bugün adına “modern demokrasiler” dediğimiz siyasal rejimlerin tamamı “gerçek demokrasi”den oldukça uzaktır.  Modern temsili demokrasilerin bir çok açıdan eksiklikleri ve başarısızlıkları sözkonusudur.

İlk olarak, demokrasinin imkansızlığının nedeni “eksik enformasyon”dur. Gerçek dünyada seçmenler tercihte bulunacakları adaylar, siyasal partiler, hükümet politikaları ve bu politikaların sonuçları hakkında tam enformasyona sahip değillerdir. Eksik enformasyon ya da “siyasal bilgisizlik” sorununu  bütünüyle ortadan kaldırılabilecek araçlar ve mekanizmalar maalesef mevcut değildir. Eksik enformasyon, kısmen seçmenlerin  bilgi edinme yönünde isteksizliğinden kaynaklandığından bu sorunu tümüyle ortadan kaldırmak mümkün değildir.

“Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir.”

John F. Kennedy

Demokrasinin imkansızlığının ikinci nedeni, “siyasal ilgisizlik”tir. Halkın tüm üyelerinin siyasal yönetim ve siyasal kararlarla yakından ilgilenmesi mümkün değildir. Siyasal ilgisizliğin seçmen açısından rasyonel gerekçeleri vardır. Seçmenin bilgi edinmek ve bilgileri değerlendirmek için katlanmak zorunda kaldığı “işlem maliyeti” onu siyasal alana karşı ilgisizliğe sevkeder. Seçmenlerin kamu politikaları hakkında az bilgi toplama güdüsüne sahip olmalarının bir başka nedeni de, kendi kararlarının seçim sonuçlarını belirlemesi yönünden çok güçlü olmadığına  inanmalarıdır.  Böylesi bir durumda, seçmenler siyasal karar alma sürecinde tercihlerini açıklamada kayıtsız kalabilmektedirler.

Üçüncü olarak, ne şekilde olursa olsun, demokrasilerde çoğunluğun  hakimiyeti kaçınılmazdır. Günümüzde uygulanan modern demokrasilerde gerçekte egemenlik halkın değil, toplum içinde güç ve hakim konumda olan sosyal sınıflarındır.

 

“Demokrasinin  kötü olan bir yönü çoğunluğun tiranlığına dönüşmesidir.”

Lord Acton

 “Çoğunluğun iradesi, diğer insanlar üzerinde baskı yapabilir; gücün çoğunluk tarafından kötüye kullanılmasının önlenmesi gereklidir. ‘Çoğunluğun tiranlığı’ topluma karşı bir kötülüktür ve toplum buna karşı korunmalıdır.”

John Stuart Mill

 

Dördüncü olarak, günümüz çağdaş temsili demokrasilerinde, egemenliği millet adına kullanan siyasal iktidarların sahip oldukları ve kullandıkları güç ve yetkiler etkin biçimde sınırlandırılmamıştır.

“Monarşi güzel bir biblo gibidir, denizde bir süre yüzer ancak bir süre sonra bazı beceriksiz kaptanlar yüzünden kayalara çarpar; buna karşın demokrasi şişirilmiş bir botta seyahat etmek gibidir. Kolay kolay dibe batmazsın, fakat ayakların hep ıslaktır.”

Fisher Ames

Demokrasilerde en büyük tehlike seçilmiş yöneticilerdedir. Demokrasilerde seçilmiş yöneticilerin güç ve yetkilerini kötüye kullanmaları tehlikesi daima var olmuştur ve tehlikeleri tamamen ortadan kaldırma imkanı yoktur. Bu da demokrasinin imkansızlığının bir diğer açıklamasıdır.

“Demokrasinin özgürlüğü ve medeniyeti er ya da geç mahvedeceği

konusunda ikna olmuş bulunmaktayım.”

Thomas Babington Macaulay

Güç ve yetkilerin kötüye kullanılması sebebiyle demokrasi aslında despotizmdir..  Demokrasi bu yüzden tiranlık rejimidir... Bugün adına demokrasi denilen pek çok siyasal rejimde seçilmiş krallar vardır!...  Bu seçilmiş krallar, sahip olduğu güç ve yetkilerin meşruiyetini  "millet iradesi" denilen bir kavrama dayandırmaktadırlar...  Seçilmiş yöneticiler güç ve yetkilerini pek çok yönden kötüye kullanmaktadırlar...

***

DEMOKRASİ DESPOTİZMDİR...

Benim gibi sıradan bir yazar "demokrasi despotizm" diye yazarsa belki çok anlam ifade etmeyebilir...  Daha ilk çağda en iyi yönetim şekilleri üzerine düşünen Aristo ve Plato gibi büyük filozoflar demokrasiyi despotizm olarak neden takdim etmiş olsunlar ki!..

“Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.”

Aristo

“Demokrasi despotizme dönüşür.”

Eflatun

“Demokrasi despotizmdir. Genel iradenin onaylamadığı bir yürütme oluşturur.”

Immanuel  Kant

 “Bütün despotizmler içerisinde demokrasi, en az dayanıklısı olmakla birlikte en kötüsüdür.”

Fisher Ames

“Demokrasi gizli bir aristokrasidir.”

Pierre-Joseph Proudhon

***