KURALLAR VE KURUMLAR ÜZERİNE...

 

30 yıldan daha fazladır üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyorum.... Akademik yaşamım boyunca daima  kurallar ve kurumlar üzerinde düşündüm, yazdım, konuştum ve konferanslar verdim...

 

 

 

Can Aktan tarafından kurallar ve kurumlar üzerine yazılan kitaplardan seçmeler...

 

 

Can Aktan kuralların ve kurumların önemini anlatmak amacına yönelik

Hukuk ve İktisat Forum'ları düzenlemektedir. tıklayınız.

 

***

 

İyi bir siyasal düzen iyi iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

İyi bir ekonomik düzen için kurallar ve kurumlar gereklidir...

İyi bir  sosyal düzen için iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

İyi bir ekolojik düzen için, doğanın ve çevrenin korunması için kurallar ve kurumlar gereklidir...

Barış için iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

Özgürlüklerin korunması ve güvence altına alınması için iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

Adalet için iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

İktisadi refah için ekonomide iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

Toplumsal refah için iyi kurallar ve kurumlar gereklidir...

 

***

En başta toplumda kendiliğinden zaman içinde oluşmuş iyi informel ve kurumların (örneğin, AHLAK ve  ERDEM) varlığı gereklidir...

Bu yetmez! Formel kurallar ve kurumlarun (ANAYASA, YASALAR...) varlığı gereklidir.

Informel ve formel kurallar bir bütündür... 

Güçlü sosyal sermayesi olan toplumlarda belki formel kurallara olan ihtiyaç çok daha azdır ama yine de gereklidir ve önemlidir.

 

***

 

İNSAN MI? SİSTEM Mİ?

 

 “Kurallar hakkında düşünmeli ve kuralları yeniden düzenlemeliyiz. ... İyi oyunlar, iyi oyunculardan ziyade iyi kurallara bağlıdır. En başta kuralların nedenini anlarsak, o takdirde kimin iyi oyuncu olduğu ya da iyi oyuncu olmadığını tespit etmekten daha önemli olan kurallar bütünü üzerinde anlaşmak daima daha kolay olur.”

James M. Buchanan

 

İyi bir oyun için iyi oyunculardan ziyade iyi kurallar gereklidir...

Hangisi daha önemlidir?

Her zaman ve her zaman iyi kuralların (sistem) çok daha önemli olduğunu düşündüm...

İyi oyuncular olmadan iyi bir oyun seyredilebilir mi? İyi bir oyun oynanabilir mi?

Şüphesiz hayır?

Fakat oynadığımız sadece bir futbol maçı değildir?

Bir toplumsal oyundan ve toplumsal düzenden söz ediyoruz....

Öncelikle ve öncelikle iyi bir  sosyal düzen için iyi kurallar ve kurumlar oluşturmamız gereklidir...

Eşzamanlı olarak "iyi oyuncular" (insan) yetiştirmeliyiz...

İçinde ahlak ve vicdan yasaları olan bireyler yetiştirmeliyiz...

Evet, içinde Allah korkusu olan bireyler yetiştirmeliyiz, ama dinin, tek başına iy bir insan yetiştirmenin anahtarı olamayacağını da aklımızda tutmalıyız...

Bir kitabı olmayan fakat içindeki ahlak ve vicdan yasaları ile doğru ve erdem üzerinde olan bireyler olabileceğini unutmayalım....

 

“Pek çok din vardır; fakat sadece bir tek ahlak vardır.”

John Ruskin

 

Ne olursa olsun, ister dindar olsun ister ateist olsun tek başına insana hiç bir zaman güvenemeyiz...

 

“Eğer iyi olmayı istiyorsan, önce kötü olduğunu düşün.”

Epictetus

 

İnsanlar melek değildir!...

 

"Devlet insan tabiatının bütün özellikleri ile yansımasından başka bir şey değil midir? eğer, insanlar melek olsalardı, o zaman devlete gerek olmazdı. Eğer melekler insanları yönetselerdi, o zaman da devleti kontrol etmeye ve sınırlamalar getirmeye gerek olmazdı."

James Madison

“Tanrılardan oluşan bir halk mevcut olsaydı, kendini demokratik olarak yönetebilirdi.”

Jean Jacques Rousseau

 

Özetle, insan; doğası, fıtratı, yaradılışı itibariyle her zaman güvenilir değildir. İnsan böyle yaratılmamıştır...

 

Ne din, ne de eğitim tek başına insanı mükemmel-ideal bir insan haline getiremez...

 

ve sonuç olarak; iyi bir oyun için iyi oyunculardan ziyade iyi bir oyunun kurallarını inşa etmek için uğraşmalıyız öncelikle... öncelikle...

 

Tekrar etmek gerekirse:

İyi bir oyun, iyi oyunculardan ziyade öncelikle iyi kurallara dayalıdır. Oyuncuların doğalarında kök salmış hırslarına, tutkularına ve çıkarlarına gem vuracak olan ve toplumsal oyunun karşılıklı menfaate dayalı olarak işbirliği içerisinde sürdürülmesine imkan sağlayacak olan, kurallar ve kurumlardır. 

***

 

 “Zide dedi ki:

Büyük Erdem’in Zen Ustası Baizhang Huaiha (720-814) ... özellikle saf kurallar koydu. O dönemden beri, geçmişin düşünürleri o kurallara uydu ve uyguladı, ciddiyetle uygulamaya geçirdi. Öğreti vardı, düzen vardı, tutarlılık vardı.

(Vaiz Yu’ya mektup.)

ZEN DERSLERİ

 

 “Foyan Gaoan dedi ki:

Zen komünlerinin özgün kurallarının ayrıntılı düzenlemesi, doğru olanı göstermek, yanlış olana hakim olmak, bir düzen yaratmak ve topluluğu eşit kılmak, böylece daha sonraki kuşakların duygularını yönetmek için yapıldı.

İnsan duyguları suya benzer, ilkeler ve kurallar ise bir baraj gibidir. Baraj güçlü değilse, su barajı patlatır. İnsan duyguları yönetilemiyorsa, yabanıl olur ve düşkünlük gösterir. Dolayısıyla, bu duygulardan kurtulmak, kötülükleri önlemek ve yanlışı durdurmak için, yol gösterici kuralları bir an bile unutmamalıyız.

Fakat kurallar  insan duygularına nasıl tamamen egemen olabilir? Onlar da Yol’a girmeye yardımcı olan adımlardır. İlkelerin saptanması, güneş ve ay kadar nettir- onları kavrayanlar kaybolmazlar; yol kadar geniştir – üzerinde yolculuk yapanların aklı karışmaz.

Bugün zen toplulukları arasında ...kuralları önemsemeyenler vardır –hepsi de Yol’dan yüz geri etmişler ve ilkeyi yitirmişlerdir. Bunun sonucunda ise, duygulara kapılma ve yanlışı izleme ortaya çıkar. Akılların gevşek ve düşkün olomasını önleyerek, en başından itibaren şiddetli istekleri durdurarak, yanlış ve önyargı yolunu tıkayarak son çağı çürümekten kurtaran antik düşünürleri asla düşünmezler –işte kurumların nedeni.”

 (Batı Gölü Vakiyenameleri)

ZEN DERSLERİ

 

***

Kurallar, toplumsal yaşamda insanların ve organizasyonların davranış ve eylemlerine rehberlik eden, izin veren ve aynı zamanda sınırlayan formel ve informel ilkeler ve normlardır.   

Kurumlar ise insanların bir zaman süreci içerisinde gösterdikleri davranışların, alışkanlıkların, geleneklerin, değerler ve inançlarının toplamını ifade eder. 

Kuralların ve kurumların evrimi medeniyete doğru bir yolculuktur. Sosyal düzenin ve bu çerçevede ekonomik ve siyasal  düzenin varlığı ve istikrarlı biçimde sürdürülebilirliği kurallar ve kurumlara bağlıdır. 

Çoğunlukla kendiliğinden oluşan ve ancak çok uzun bir zaman süreci içerisinde ani değişimlere konu olmaksızın evrimsel bir gelişme gösteren kurallar ve kurumların önemini acaba yeterince kavramış bulunuyor muyuz?

***

Niçin bazı organizasyonlar (kurumlar), diğerlerinden daha yüksek performansa sahiptirler? Niçin bazı organizasyonlar; karlılık, verimlilik, kalite, yenilik ve yaratıcılık, çalışanların ve müşterilerin memnuniyeti gibi performans göstergeleri yönünden diğer organizasyonlardan daha iyi konumdadırlar?

Bu ve benzeri soruların cevabı “kurum kültürü” kavramında gizlidir.

Kurumların başarısı büyük ölçüde, sahip olduğu “kültüre”e bağlıdır. Paylaşılan vizyon ve misyonu, değerler ve ilkeleri ifade eden “kurumsal felsefe”, organizasyonun başarısını belirleyen en önemli unsurlardan birisidir. Kurumsal dizayn, kurumsal davranış, kurumsal iletişim, kurumsal adalet gibi kavramların tamamı “kurum kültürü”nün bir yönünü oluştururlar. İyi bir kurumsal kültürün mevcut olduğu organizasyonlarda kurumsal bağlılık ve sadakat,  kurumsal yurttaşlık  gibi  organizasyon başarısında pozitif etkiye sahip olacak unsurlar ortaya çıkar.

Tıpkı bir bireyin kimliği gibi, bir organizasyonun da “kurumsal kimliği” vardır. Organizasyonun kurumsal kimliğini belirleyen o kurumun kültürüdür. Organizasyon dışındakiler, kurumsal kimliğe bakarak kurumsal imaj hakkında bir yargıya sahip olurlar.