MERİTOKRASİ ÜZERİNE...

 

 

“Bizi eylemlerimiz ve davranışlarımızla ölçecek olsalar

bilgisizler arasında bilgililerden daha çok sayıda insan çıkar.”

        Michel de Montaigne

 

                Meritokrasi, personel  istihdamında liyakat sisteminin esas alınması anlamında kullanılan bir kavramdır. Kamu yönetimi açısından meritokrasi, “liyakata dayalı yönetim sistemi”ni ifade eder. İdeal olan liyakat sistemi olmakla birlikte, kamu yönetiminde “kayırma sistemi”nin ön planda olduğunu görüyoruz. Kayırma sisteminde kişinin bir devlet görevine alınmasında veya atanmasında akrabalık, eş-dost ilişkileri ve partizanlık ilişkileri hakimdir. Akraba kayırmacılığı (nepotizm), eş-dost kayırmacılığı (kronizm) ve siyasal kayırmacılık (patronaj ve partizanlık)  iyice yozlaşmış bir devlet yönetimindeki hastalıklardır.

LİYAKATSIZ VE AHLAKSIZ “BEY”LERİMİZE BAZI “TAŞLAMA”LAR...

                Büyük Türk düşünürlerinden Yusuf Has Hacib’in  neredeyse bir Bin Yıl önce , 1070 yılında yazdığı  muhteşem Kutadgu Bilig adlı eserinin “Beyliğe Layık Bir Beyin Nasıl Olması Gerektiğini Söyler” başlığını taşıyan bölümünü tekrar tekrar okumanın tam zamanı galiba...

Yıllardır “sen-ben” ve “çıkar” kavgası peşinde koşan; sorunlar yumağı haline gelmiş ülke meselelerini bırakıp, başbakanlık koltuğuna sahip olmanın hesaplarını yapan ve bunun  mücadelesini veren;  diyalog, uzlaşma, hoşgörü gibi demokrasinin kültürel değerlerinden, liderlik erdemlerinden  ve devlet ahlakından nasibini almamış  politikacılarımız  bu yazıyı okumalılar  ve “beyliğe” ne kadar layık olduklarını kendileri değerlendirmeliler!..

Politikacı olmak başka şey, “bey”, yani devlet adamı olmak başka şeydir. Türk insanı  politikacılardan artık bıkmıştır...  Bizler,  politikacılardan devlet adamlığına yakışır davranışlara ve erdemlere sahip olmalarını bekliyoruz.  Bir politikacı ancak Kutadgu Bilig’de yazılı  erdemlere sahip olduğu takdirde “bey” olabilir; olmazsa sadece bir  liyakatsız politikacı olur o kadar!...

“Bey memleket ve kanunu siyaset ile düzene koyar; halk hareketini onun siyasetine bakarak tanzim eder.”

Beyler örf ve kanuna nasıl riayet ederlerse, halk da aynı şekilde örf ve kanuna itaat eder.”  “Beyler hangi yoldan giderse, beylerin bu gidişi kulunda yoludur.”

“Beyin özü sözü doğru ve tabiatı güzide olmalıdır.”  “Bey doğru sözlü olmalı, tavır ve hareketleri itimat telkin etmelidir ki, halk ona inansın ve huzur içinde yaşasın.”

 “Halk için beyin çok seçkin olması lazımdır” “Beyin gönülü, dili ve tabiatı düzgün olmazsa, saadet memlekette dolaşamaz, kaçar.”  “Avam tabiatının beye yakın olması uygun düşmez; bu tabiat yaklaşırsa, bey itibarını derhal kaybeder.”

“Bey haya sahibi, yumuşak huylu ve asil tabiatlı olmalıdır.”

“Bey adı bilig kelimesi ile ilgilidir; bilig’in lamı giderse, beg adı kalır.” “Bey halkı bilgi ile elinde tutar; bilgisi olmazsa aklı işe yaramaz.”  “İnsan her işe başlarken bilgi ile başlar ve akıl ile sona erdirir.”  “Beylik hastalığının ilacı akıl ve bilgidir.”

“Bey  adil olmalıdır.”  “Ey hakim, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve  halkı korumalısın.”

“Bey haya sahibi ve insanların seçkini olmalı;haya sahibinin tavır ve hareketi eksilmeyen bir bütündür. “  “Bey takva sahibi ve temiz olmalıdır; eğer bey takva sahibi ve temiz kalpli olmazsa, hiç bir vakit temiz ve isabetli hareket edemez.”

“Bey her türlü fazileti tam olarak elde etmeli; uygunsuz ve olmayacak işlerden uzak durmalıdır.” “Seçkin bir bey olabilmek için fazilete kıymet verilmelidir.”

“Halk için beyin cesur ve kahraman olması iyidir; büyük işleri ancak bu meziyetler ile karşılamak mümkündür.” “Cesur, gözü pek olan insan için mal eksik olmaz, ak doğan için de yem eksik olmaz.”

“Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakilere arslan kesilir. Eğer arslanlara köpek baş olursa, o arslanların hepsi köpek gibi olur.”

“Bey sabırlı ve sakin olmalıdır.” “Sabır ve sükunet bey için bir ziynettir; bunlar beyliğin başta gelen meziyetleridir.”

“Bey mütevazi ve alçak gönüllü olmalı, suçlu kimselerin de suçunu affetmelidir.” “Bey mağrur, kabadayı ve kibirli olmamalı; beyler büyüklük taslar ve kibirli olurlarsa, ey oğul onlar şüphesiz itibar görmezler.”

“Ey bilgili insan, her işte itidalden ayrılma.”

 “Bey tok gözlü, sözünde ve hareketinde açık ve vazıh davranmalıdır.” “Gözü aç adam hiç bir şey ile doymaz; Aç gözlülük, ilacı ve devası bulunmayan bir hastalıktır; onu bütün dünya kahinleri bir araya gelse yine tedavi edemezler. Bütün açlar yer ve içerler de, nihayet doyarlar; aç gözlü adamın açlığı ancak ölümle nihayete erer.”

“Bey çok ihtiyatlı ve çok da uyanık olmalı; beyler ihmalkar olurlarsa, bunun cezasını başkaları çeker.”

 “Bey fesatlık yapmamalıdır. Bu hareket yüzünden ikbal elden gider.”

“İnatçılık insan için ağır bir yüktür; inatçılıktan kendini kurtar ve onunla savaş.”

“Bir bey için fena olan şeylerden birisi inatçılıktır.”

“Halkın zengin olması için, doğru kanunlar konulmalıdır.” “Hangi bey memlekette doğru kanun koydu ise, memleketini tanzim etmiş ve gücünü aydınlatmıştır.” “Memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.”

 “Memleketin direği, temeli, sağlamlığı, esası ve kökü iki şeye bağlıdır. Bunlardan biri halkın hakkı olan kanun, diğeri de hizmette bulunanlara dağıtılan gümüştür.” “..parayı görerek, hizmet edenlerin..yüzleri gülmelidir.”  “Hangi bey askerini memnun etmezse, kılıç da kınından çıkmaz.”

                Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinden yaptığımız bu alıntılardan liderlerin, politikacıların, bürokratların  ve biz vatandaşların öğrenmesi gerekli pek  çok mesaj bulunmaktadır.

                 Biz vatandaşlar değil mi onları seçip , o makamlara gönderiyoruz!... Acaba çuvaldızı onlara, iğneyi kendimize mi batırmalıyız?  Yoksa tam tersini mi yapmalıyız? İtalyan düşünür Niccolo Machiavelli, ünlü Prens (1513) adlı eserinde şu sözleri yazmakta galiba yerden göğe haklı: 

“Köle olarak yaşamak isteyen bir halkı özgür kılmaya çalışmak gibi, özgür yaşamak isteyen bir halkı köle  durumuna getirmeye uğraşmak da zor ve tehlikelidir.”