ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ÜZERİNE..

 

Öğrenilmiş çaresizlik, psikolojik bir terim olarak; bir canlının kaçınılmaz olan caydırıcı uyaranlara maruz kalması sonucunda daha sonra karşı karşıya kalınacak ilave caydırıcı/tehlikeli uyaranlara karşı tepkisiz kaldığı genel bir durum olarak ifade edilebilir. Bu psikolojik terim daha sonra organizasyon teorisi alanındaki çalışmalarda organizasyonel değişime direnç konusunu açıklamakta kullanılmıştır.

Geçmişteki tecrübelerinden dolayı değişimi gerçekleştirmenin zor ve neredeyse imkansız olduğunu düşünen bireyler ve toplumlar  değişime karşı pasif bir direnç gösterebilmektedirler. Bu davranış literatürde “öğrenilmiş çaresizlik” (learned helplessness) olarak adlandırılmaktadır. 

Bazı organizasyonlarda çoğu zaman çalışanlar gördükleri ve bildikleri yanlış uygulamaları raporlamaktan kaçınırlar. Geçmiş tecrübeleri dikkate alarak çalışanlar, üst yönetimle konuşmanın hiçbir işe yaramayacağını, aksine olumsuz sonuçlar doğurabileceğine inanırlar. Açık kanıtlara dayanan ve dahası organizasyon içinde herkesin bildiği ve gördüğü yanlış uygulamalardan rahatsızlık duyan ve bu yanlış uygulamalara son verilmesini isteyen bazı çalışanlar seslerini duyuramadıkları için adeta kahrolurlar ve deyim yerindeyse bir ‘öğrenilmiş çaresizlik’ sendromu içerisinde kıvranıp dururlar.

Öğrenilmiş çaresizlik, herhangi bir durum veya olay karşısında sürekli başarısızlık yaşanması veya istenmeyen durumların ortaya çıkmasının etkisiyle, hiçbir şeyin bir fark yaratmayacağı inancının oluşması ve bu inancın oluşması sonucunda da gelecekte karşılaşılabilecek benzer durumlarda, başarıya ulaşmanın mümkün olmadığı düşüncesinin yerleşmesiyle pasifleşmek ve bu başarıya ulaşılabilecek bir durum dahi olsa, cesaretin ve kendine olan inancın zayıflamasıyla hiçbir şey yapmamaktır.   Öğrenilmiş çaresizlik davranışında, içinde bulunduğu olumsuz durumdan kurtulmak için çaba göstermiş ancak başarısız olmuş ve bu çabalarının işe yaramamasının oluşturduğu olumsuzlukların etkisi ile daha sonra karşılaştığı benzer durumdan kurtulmak için yaptıklarının sonuca etki etmediğini düşünen kişi bu sonucun benzer durumlarda da değişmeyeceğine inanır ve zihninde bu başarısızlığın gelecekte de devam edeceği yönünde bir düşünce oluşur.  İşte bu üç aşama nihayetinde ise öğrenilmiş çaresizlik meydana gelir.

Öğrenilmiş çaresizlik üzerine yapılan bu deneyler iki sonucu ortaya koymuştur. Birincisi, canlıların başlangıçta kontrol edemedikleri ya da sonucunu değiştiremedikleri bir durum ile karşılaştıklarında zamanla çaresizliği kabul etmeleri ve bu çaresizlik durumunu genelleştirmeleridir. İkincisi ise, çaresizliği öğrenen canlıların karşılaştıkları durumunun sonucunu değiştirebilecek güçte olmalarına rağmen, önceki tecrübelerinden edindiği çaresizlik yüzünden tepki göstermemeleri ve herhangi bir çaba içerisinde bulunmamalarıdır.

Sonuç olarak bireyleri ve toplumları öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak için en başta değişimi destekleyen bir kültürünün yaratılması ve yaşatılması gerekir. Öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için en başta bireylerin değişime inancının varlığına işaret eden ve bunu güçlü bir biçimde destekleyen bir kültür oluşturmak ile mümkündür. Bir ülkede, bir toplumda ya da herhangi büyüklükteki bir organizasyonda öğrenilmiş çaresizlik sendromuna yakalanmamak için öncelikle değişimi isteyen ve bunun için çabalayan bireylerin varlığından ziyade değişime direnç kültürüne izin vermeyen bir değişim kültürünün varlığını inşa etmek gerekmektedir.