Madem ki insansın...Madem ki duyuyor, düşünüyor, seziyorsun...

Büyük hakikati bulmak için gönlünü ve idrakini

yoracaksın...

Duyduklarını ve bulduklarını söyleyeceksin...

Sen söyleyemezsen, ruhunun vasıl olduğu sırları, şiirlere, sazlara, semalara söyleteceksin...

Bütün bunları dahi söylenemeyecek ölçüde büyük sırlara erdiğin zaman ise...

İşte o zaman susacaksın! der Mevlâna Celaleddin Rumi...

 

 

Profesör olmuşsun ne yazar!... Ordinaryüs olsan ne yazar!..

Başkan, Bakan, Başbakan olsan ne yazar!...

Hakikati bulmak için gönlünü ve idrakini yormadıysan, neye yarar!...

Neye yarar ki, o gözlerinin cevherlerini o büyük hakikati bulmak uğruna eskitmediysen, eğer!...

Bir yazarsan eğer!... Yani yazar olsan ne yazar!...

 

Hiç bir kimse görmek istemeyen kadar kör değildir der İbn-i Sina... Yazık o gözlere ki,  o hakikati görmek istemiyor!...

 

Ey Hayat!.. Ey hayat denen büyük kusur!....

 

Ey insan!... Ey insan denen büyük kusur!...

 

size ne söyleyeyim ki! 

Can ve gönülde yani kalpte hakikat coşkunluklarını kaldıracak takat, kulakta da bunu işitecek istidad yoksa, ben kime ne söyleyeyim? (Mevlana)

Ey duymak istemeyen insan! Ey görmek istemeyen insan!

Ey insan denen büyük kusur!...

ben size ne söyleyeyim! 

Hayatın içinde gizli olan hakikati,  yani hakikat-i hayatiye'yi ben size nasıl anlatayım?

Anlattım da ne oldu ki! Söyledim de ne oldu ki!

Yazdım da kim okudu ki! Kim ne anladı ki!...

 

Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin...

Sonra diyorum: 'söyleyince ne olacak, sus bitsin'!  (Mevlana)

 

Ben CAN AKTAN

Hayat denen ve İnsan denen o iki büyük kusur ile yarım asır geçirdim!...

Kendisinin bir kusur olduğunun farkında olan ama  hakikati arama yolunda niyeti,

iyiniyeti ve samimiyeti olan bir kusur,

size hayat ve insan denen iki büyük kusuru anlatıyor burada...

 

O Hayat denen ve o İnsan denen kusur olmasaydı

Hayat ve Hakikat olmazdı!...

 

Hayat ve hakikati anlamak ve kavramak yolundaki sonsuz yolculuğumuza bir kapı aralamak ister misiniz?

 

Yazdıklarımızın  boşa, boşuna olduğunun farkındayız,

her ne kadar bir şeylere hizmet edeceğini bilsek de!...

 

Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibaret ise (Hadid:20) , öyle ise eğer...

biz de kendi kendimizi yazarak eğlendiriyoruz, oyalıyoruz, diyelim!...

Biliyorum ki:

 

"Uğraşma boşuna.  Seni ancak gördükleri

 ve duydukları kadar anlayacaklar.

Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadarı olacak."  

 Mevlâna Celaleddin Rumi

 

 

 

Ne Tanah, Ne Tora; ne Eski Ahit, ne de Yeni Ahit;

Vedalar, Upanishadlar, Aranyakalar;

Agama, Mahavira, Adi-Grantlar;

Ne Avesta ne de Kojikiler...

 

hem hepsi hem de hiç birisi!..

 

hAYAT VE hAKİKATİ

hepsinden öğrendik, ama sadece birisinden öğrenmedik!

 

ne haham, ne imam; ne hoca, ne vaiz;

ne derviş, ne molla, ne de ayetullah;

rahip, rahibe; aziz, azize;

pir, dede, evliya; papa, patrik, papaz...

 

Hiç biri, ama hiç biri!...

 

Hakikati bir TEK yerde arama sakın!

 

Ne Mevlana'nın Mesnevi'si;

Hallac-ı Mansur’un Kitab-üt Tavasin’i;

Ne  Yunus Emre’nin Risaletü’n Nushiyye’si;

Ne Gazzâlî’nin El-Munkız Mine’d-Dalâl’ı;

Ne  Farabi’nin Kitabu’l-vahid ve’l-Vahde’si;

Ne İbn Arabi’nin Fusus’ül Hikem’i;

Ne İbn-i Haldun’un Mukaddime’si;

Ne Hacı Bektaş-ı Veli’nin Velayetname’si; 

 

 

Güneş doğudan doğar diye hakikatin kaynağı  Doğu'dur yanılgısına sakın ola ki düşme!

Hakikati sadece ve sadece İslam felsefesinde ve teolojisinde de arama sakın!

 

 

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Arabi, Pir Sultan Abdal, Mısri...

 

Tamam! 

 

Bu yetmez!...

 

Büyük Britanya topraklarının yetiştirdiği akılları tanı:

 Hume, Mandeville, Locke, Bentham, Spencer, Mill, More, Russell, Thoreau...

 

 

Kant, Nietzsche, Marx, Hegel, Schopheneur, Einstein gibi 

Alman felsefesinin öncülerini oku...

 

Aydınlanma filozoflarının oku...

Voltaire 'yi oku; Diderot'u oku...

 

 

Bir arı misali bütün güzel çiçeklere konmamızda ne mahsur var!..

Güzel vaazlar, tavsiyeleri dinlememizde ne mahsur var!..

 

Hayatın içinde gizli olan hakikati,  yani hakikat-i hayatiye'yi

bunların hiç biri ama hiç biri tek başına bize anlatamazlar!...

 

ne ontoloji; ne kozmoloji;

ne mitoloji, ne teoloji;

 

... tek başına ve bir başına hayat ve hakikati anlamamıza ve

büyük hakikati bulmamıza yetmezler, yetemezler!...

 

hAYAT VE hAKİKAT...

 

hAYAT VE hAKİKAT'i anlamak için gönlünü ve idrakini yoracaksın!...

O zaman

 

hAYAT VE hAKİKAT

 

'e belki ulaşabilir ve onu kucaklayabilirsin...

 

 

 Doğru olan hAKİKAT,

acaba hangimizin gördüğü  doğrudur!