SÜRGÜNDE YAZAR  OLMAK ÜZERİNE...

 

 

Memleketini terk etti gitti!

Suçu neydi!

Düşünmek!

Düşündüğünü söylemek ve yazmak!

Kendisine isnat edilen suçu neydi!

Vatan hainliği!..

***

1951 de vatanı terk etmek zorunda kaldı! ve aynı yıl Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı!... 2009 yılında yine Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığına kabul edildi!...  O vatan hainin adı Nazım Hikmet'ti!...

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Nazım Hikmet

 

***

1970'li yılların sonları... 14-15 yaşlarındayım... 1980 ihtilalinin öncesi bir kaç yıl...  Nazım'ı okuyoruz!... Nazım Hikmet'le beraber haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe haykırdığımız yıllar, O yıllar!...

2001 yılı.. Nazım Hikmet'in mezarı başındayım.. Moskova...

2015 yılı.. Nazım Hikmet'i tekrar ziyaret ediyorum.. Moskova.

Vatan haini diye sürgün yaşamak zorunda bırakılan Nazım Hikmet!...

Memleketinden uzak!... Hasret yılları!...

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
Nazım Hikmet

 

SÜRGÜNDE YAZAR  OLMAK ÜZERİNE: HALİL CİBRAN

 

Yıl 2006... Yolum Lübnan'a düştüğünde Bisharre yollarına düşüyorum... Halil Cibran'ın izindeyim... Memleketinden uzak bırakılmış bir başka şair, yazar, ressam...

Yıl 2006. Halil Cibran'ı Bisharre'de ziyaret ediyorum...

Ne işim var Bisharre'de!...

Bir Deli'yle buluşmak!...

Bir ermiş ile konuşmak!...

Kırık kanatlı bir kuşu görmek ve izlemek!...

Bunlar için oradayım!...

 

 

 

SÜRGÜNDE YAŞAYAN YAZARLAR İÇİN BİR KAÇ SÖZ:

 

 

Siz bir Mehmet Akif 'siniz!...

Siz bir Nazım Hikmet'siniz!...

Siz bir Halil Cibran'sınız!...

Siz bir Namık Kemal'sınız!...

Siz bir Ahmet Mithat efendisiniz!...

Siz bir Pablo Neruda'sınız!...

Siz bir Dante'siniz!...

Uzaklardan buradaki İlahi Komedya'yı izliyorsunuz değil mi!

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu komedya bitecek! Bu karanlık günler sona erecek!

Hasret bitecek!..  Siz vatanına hasret  vatan hainleri memleketlerine bir gün geri dönecek!...