YARDIMSEVERLİK ÜZERİNE...

 

Yardımseverlik (hayırseverlik), en başta kutsal din kitapları ve genel etik perspektifinden övgüye ve takdire değer bir davranış ve eylem olarak düşünülmekte ve teşvik edilmektedir.

Acaba yardımseverliğin (hayırseverliğin) yararları ve meşruiyeti tartışılmayacak kadar kutsal mıdır?

İktisadi yardımseverliğin bireysel ve toplumsal maliyetleri nelerdir?

Kamusal yardımseverlik, yoksulluk sorununun çözümüne ne tür katkılar sağlar?

Kamusal yardımseverlik politikalarının başarılı olabilmesi ne ölçüde mümkündür?

***

Jeremy Bentham, Ahlak ve Yasamanın İlkeleri (The Principles of Morals and Legislation) adlı eserinde yasaları üç sınıfa ayırır:

  • Bireyi başkalarının vereceği zarardan koruyan yasalar, (mal ve can emniyetini sağlayacak her türlü yasalar)
  • Bireyi, kendi kendine vereceği zararlardan koruyan yasalar, (motosiklete binenler için kask kullanılması mecburiyeti, otomobil sürücülerinin emniyet kemeri takma mecburiyeti, belirli ilaçların serbestçe satın alınması ve kullanılmasına getirilen sınırlamalar, kumar ya da içki yasağı ya da bu konuda yapılan regülasyonlar, zorunlu eğitim, vücut organ satışının yasaklanması, sosyal güvenlik fonları vasıtasıyla yaşlılık için bir miktar para biriktirilmesi mecburiyeti vs.)
  • Bireyi, başkalarına mali yardımda bulunmaya mecbur eden yasalar. (Örneğin, zenginlerden alınacak vergilerin gelir düzeyi düşük gruplara aktarılması vs.)

Toplum içerisinde yaşayan bireylerin birbirlerine zarar vermelerini ortadan kaldırmanın yolu iç güvenlik, adalet ve yargı hizmetleri ile ilgili olarak yasalar yapmak ve bu konularda kurumlar oluşturmaktır. Bu, devletin asli görevlerinden birisidir.

Toplum içinde yaşayan bireylerin çeşitli nedenlerle gösterecekleri davranış ve eylemlerle kendi kendilerine de zarar vermeleri mümkündür. Örneğin, motosiklete kasksız binmeyi tercih eden bir birey, yapacağı bir kazada başkasına zarar vermese dahi kendisine zarar verebilir. Bireyler, acaba yaşamlarında başkalarına zarar vermedikleri sürece tüm davranış ve eylemlerinde özgür olma hakkına sahip midirler? Bu soru felsefi açıdan tartışmaya açık olsa bile bugün modern devletlerde bireylerin kendi kendilerine de zarar vermelerini engelleyecek bazı yasal düzenlemeler yapılması savunulmaktadır ve bu yasalar toplumda genel olarak meşru kabul edilmektedir.

Son olarak, her toplumda gelir düzeyi düşük ve yoksul insanlar bulunmaktadır. Acaba yoksulluğun ortadan kaldırılması için gelirin yeniden dağılımına yönelik bir sosyal devlet anlayışına ve yasal paternalizme ve bu çerçevede  “iyi semiriye yasaları”na  (good samaritan laws) gerek var mıdır?

Öncelikle yukarıda kullandığımız yasal paternalizm kavramını açıklığa kavuşturalım. Paternalizm, etimolojik köken itibariyle Latince “pater” (baba=peder) kelimesinden türetilmiştir.  Genel anlamda, devletin bir baba gibi yoksulları, yardıma muhtaç olanları, kimsesizleri koruması ve gözetmesi anlamında kullanılmaktadır. Felsefe ve diğer sosyal bilimlerde “yasal paternalizm” (legal paternalism) kavramı devletin özellikle yoksulları koruyacak ve gözetecek yasalar yapması anlamında kullanılmaktadır. Yasal paternalizm, sosyal refah devletinin bir gereği olarak savunulmaktadır. Sosyal refah devleti anlayışının göre devlet, birincil gelir dağılımının yetersizliğini uygun yeniden-dağıtıcı maliye politikaları ile ortadan kaldırmalı ve/veya azaltmalıdır.

Gelir ve sosyal imkanlar yoksulluğunu azaltacak olan reçete, devlet tarafından yapılacak sosyal yardımlar değil, gönüllü kuruluşlar tarafından yerine getirilecek yardımseverlik ve hayırseverlik hizmetleridir. Devletin doğrudan yoksulları tespit etme ve onlara kaynak transfer etmesi Semiriyeli çıkmazından kurtulmamıza imkan sağlamaz, tam aksine bu çıkmaz içinde kalmamızı sağlar. Hükümetler, toplumda gönüllü hayırseverliği teşvik edecek muhtelif yasal düzenlemeler yapabilir ve hayırseverlik amacıyla kurulmuş üçüncü sektör kuruluşlarının sayıca artmasını destekleyebilir. Yine, gönüllü hayırseverlik kuruluşlarının iyi niyetli insanların yaptıkları gönüllü bağış ve yardımları israf etmemeleri, yerinde ve amacına yönelik kullanmaları için “hesap verme sorumluluğu”nu sağlayacak yasal düzenlemeler yapabilir ve bu amaca yönelik kurumlar oluşturabilir. Yasal zemini iyi oluşturulmuş bir gönüllü hayırseverlik modelinde devlet, en iyi uygulamalara tarafsızlık ve genellik ilkelerini ihlal etmediği sürece parasal bir transfer de sağlayabilir. Örneğin, gönüllü hayırseverlik kurumlarına bir yıl içerisinde yaptıkları sosyal yardımların belirli bir yüzdesi kadar bütçeden kaynak tahsis edebilir. Bunun ötesinde bir paternalistik müdahale  yarar yerine, topluma başkaca maliyetler yükler.

 

NOT. Bu çalışmamızı tam metin olarak  okumak için tıklayınız.

http://www.sobiad.org/ejournals/dergi_hia/arsiv/2015/aktan_bahce.pdf