Bir  gün... Ama ne zaman, bilemiyorum!... Bir gün oturup, tüm yaşamımı yazacağım... Daha doğrusu bilgisayarımda zamanımın elverdiği ölçüde not ettiğim hatıralarımı derleyip, toparlayacağım ve buraya aktaracağım... Bir otobiyografi yazacak kadar önemli ya da değerli bir şahsiyet olduğumu bilemem!...

 

Bununla ilgilenmiyorum doğrusu... Sadece yaşamımı yazmak istiyorum, o kadar... Kimseye vaazlar vermek; nasihatlerde,  "aman dikkat!..." uyarılarında bulunmak istemem... Yazmayı ve paylaşmayı seviyorum, diyelim!...

 

Bir de şunu yazmak isterim burada... Bazı makam sahiplerinin, ünlülerin, zenginlerin yaptığı gibi para vererek, gösteriş adına yaşam hikayesi yazılmaz, yazdırılmaması lazım!..  Ismarlama otobiyografi olmaz!.. Hele samimiyet olmaksızın, gerçek bir otobiyografi hiç, ama hiç yazılamaz...  Galiba biraz da cesaret lazım!...  Hiç bir yaşam sadece pozitiflerle dolu değildir, her insanın negatifleri vardır... İnişler, çıkışlar vardır... O toplumun kültür ve değer yargıları anlamında günahlar, sevaplar vardır... Yine o çerçevede ayıplar vardır... Onurlar, şerefler vardır... Galibiyetler vardır, mağlubiyetler vardır...  Katip Çelebi'nin kelimeleri ile reziletler ve faziletler vardır... Bir insan isek eğer, bütün bunlar az ya da çok vardır.... Olmalıdır ki, hayat anlamlı olsun... Gülmek, ağlamak; haz duymak, acı çekmek, ağrılar, sancılar, zevkler hep bu fani dünyanın birer parçasıdır...

 

Otobiyografi yazacaksanız eğer, en başta yaşam sürenizin değil, yaşadıklarınızın uzun olması gerekir... Hep söylerim; ""vita brevis..." Yani "yaşam kısa..." Evet, yaşam kısa, fakat yaşadıklarımız, daha doğrusu yaşayabileceklerimiz uzun olabilir..

 

Benim ki, öyle gerçek bir otobiyografi falan değil!.. Henüz cesaret yok ortada!... Benim ki, henüz bir başlangıç... Devamı gelir mi, bilemem...

 

 

 

 

 

 


© COPYRIGHT 2008-2016 ALL RIGHTS RESERVED